Mehmet Eroglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Eroglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2012 Perşembe

Fay Kırığı 2 - Emine

Mehmet Eroğlu sevgimden daha önce bahsetmiştim. Fay Kırığı1, fena kitap değildi ama bu sevgimin karşılığında da değildi. Fay Kırığı1 notlarımda da dediğim üzere gene de merakla bekliyordum serinin 2. kitabını. Sanal kitap fuarından edindik. Okunmak üzere sırasını bekliyordu. Önce koca birinci şahsı okudu. Sonra da ben. Zaten İhsan Eliaçık çok ilgimi çekmekteydi ne zamandır. Hasan Hoca karakterinden fırlıyordu Eliaçık kitapta. Dinsiz bir adamla türbanlı Emine'nin aşkından irdeleniyor 2. kitapta Türkiye. Uzun bir roman ama daha da uzun olsa daha da okusam diyerek bitti. Bir tarafın namaz kılanı yobaz diğer tarafın alkol alanı ayyaş yaftaladığı zamanlarda iş şekillerde değil irdelemelerde dedirtti bir kez daha bana. Mehmet Eroğlu'nun şu sözü de referans sanırım :"gördüm ki İhsan Eliaçık’la aslında çok da ayrı yerlerden gelmiyoruz. Vicdanımızın buluştuğu yerdeyiz."

Ne zamandır daha derinlemesine birşeyler yazmak için bekletiyordum. Ama o zamanlar gelmeyince minicik de olsa notumu düşeyim istedim.

Dünyaya baktığı dürbün ne olursa olsun insanların vicdanlarının buluşması dileğiyle...


Bu arada bendeki kapakta yukarudaki.
Ama bence bu tasarım daha başarılı.

24 Şubat 2012 Cuma

Mehmet Eroğlu İmzalı Kitap



Kitapları çok sevmeme rağmen bu seneye kadar hiç imzalı kitabım olmamıştı. İlkini çok ilginç bir rastlancı sonucu edindim(daha sonra anlatacağım). İkincisini de geçen postta anlattığım hikayeyle twitter aracılığıyla. Teşekkürler Mehmet Eroğlu. Kitabı tekrar okuyorum.Yorumlarım çok yakında burada...

15 Şubat 2012 Çarşamba

Mehmet Eroğlu - Sevgililer Günü



O zamanlar sadece mühendis sevgililerdik. Mehmet Eroğlu'ndan bahsetti bana. Evlendik. Herkes gibi yaşamadık biz, koli koli kitaplar getirdik çeyizlerimizde. Evlendik 2 çocucuğumuz oldu, 28 ay aralı, ebeveyn sevgililer olduk.  Kanatlarım var sansam da yoruldum bazen düşüp. Bunlar olurken bizi koyup gitmedi sevgili yazarımız.* Yeni kitapları çıktı. Merakla bekledik, paylaştıklarımızın arasına ekledik bu kitapları...

E-kitapları sevemesem de çok seviyorum sosyal ağları. Yazarı takibe aldım sosyal ağda. Coetzee hakkında sordum seri bir biçimde geldi yanıtı. Hemen aradım sevgiliyi, bak bana kimden yanıt geldi diye.

Fay Kırığı üçlemesinin ilkini okumuştuk. İkincisini sevgili yeni bitirmişti, kitap benim sıramı beklemekteydi. Üçüncü kitabın adı ne olur diye konuşuyorduk aramızda, çocukları uyuttuğumuz sessiz saatlerde.

Dün sevgililer günü için şöyle demiş sevgili yazarımız:
"Sevgililer günü ticari bir icattır. Bence bu döngüyü kırmanın en iyi yolu sevgiliye hadiye olarak güzel bir cümle vermektir."

Bugüne kadar hiç kutlamadığımız sevgililer gününü kutlamaya karar verdim ve sordum sevgili yazarımza:
"  3. romanın adı ne olacak söyleyin de, yılın en bomba hediyesini vereyim sevgilime. Günlerdir yorumda bulunuyoruz aramızda."

Çok geçmeden yanıt gelince ilk, muhtemelen de son ve de bomba sevgililer günü hediyemi verdim. Sevgili de en harika sevgililer günü hediyesini aldığını söyledi. Bunun üzerine şımardım bir de kitap imzalayıp gönderir misiniz diye sordum sevgili yazara. Gerekli gereksiz, nedensiz yazardan imzalı kitap istemek: Terbiye eksikliğinden değil, yazarı çok sevmemin işaretiydi (Emine, 2011:2'de bir cümleden esinlenerek).



* Attila İlhan Ağustos Çıkmazı şiirinden esinle...

28 Haziran 2009 Pazar

Fay Kırığı-1



Doktora yeterlik sürecinde roman okumayı çok özlemiştim. Sipariş ettiğimiz kitaplardan, yeterlik için olanları alıp sonrası için bu romanı ayırmıştım. Ayrıntılarda Eroğlu'nun kurduğu cümleler etkileyiciyken, bütünde aynı etkileyiciliği bulamadım. Gene de serinin diğer kitaplarını merakla bekliyorum:))

300 sayfa, Agora Kitaplığı, Mart 2009, İstanbul
Kendi Kütüphanemden